DÜNYA İÇİNDE DÜNYA

Çocukken, annemin hala çalıştığı ve okula henüz başlamadığım yıllarda, gündüzleri bana arka sokakta oturan ciciannem bakardı. Ne güzel, ahenkli adı vardı ciciannemin: Muhsine… Karakteri de adı gibi günümüzde bulunmayan inci tanelerindendi, gülüşü içten ve utangaçtı. Çocukluğun o uzun günlerinde ciciannemin evinde zaman, benim hiç kaçırmadığım Susam Sokağı’yla ciciannemin hiç kaçırmadığı Yalan Rüzgârı arasında geçmek bilmezdi. … Read more

ÇALAR SAAT

Bundan iki ay öncesindeyim, İskoçya’nın küçücük bir kasabasındayım. Çamaşırhanede çamaşır makinesine kıyafetleri koyup başlat düğmesine basıyorum. Çamaşır makinesinin üstündeki kısa ve öz açıklamayı görüyorum: 40 dakika. Telefonumu çıkartıp çalar saati kuruyorum, çıkıp yolun karşısındaki kafeye gidiyorum. Elimde bitki çayı ve fincanla oturmak için cama yakın, ferah, aydınlık bir masa buluyorum. Ali Smith’in “Sonbahar” kitabını çıkartıp okumaya başlıyorum. Kitap harika. Beni alıp … Read more

MASALSI

“Bir İngiliz, bir Hollandalı, bir Kuveytli, bir İtalyan ve bir Türk, İskoçya’da aynı masaya oturmuşlar…” Bu bir fıkra ya da masal başlangıcı olabilirdi. Değil. Bu benim, sıradan bir günüm.  Farklı dilleri, dinleri, sosyoekonomik geçmişleri, kültürleri, alışkanlıkları paylaşan bunun gibi insanlarla, genellikle bir hafta boyunca, Dünya’nın farklı köşelerinde beraber dolaşıyorum. Tabii bu durum, arada bir başımı … Read more

KARLAR KRALİÇESİ

Gözlerimizi karanlıkta açıyoruz. Aslında sadece o sabah değil son üç aydır her sabah gözlerimizi karanlıkta açıyoruz; alışkanlık haline gelmiş hareketlerle hazırlanıyoruz, odadan çıkıyoruz. O sabah yanımdaki eşimle odadan otelin kapısına kadar uzanan koridoru boydan boya geçerken ve kafamın alacakaranlığında mahmurlukla dolaşmaya devam ederken, aslında otellerin birbirlerine ne kadar da benzediğini düşünüyorum. Odaların büyüklüğü ve şekli … Read more