SAFİYE ABLA VE BEN – İKİ ARADA BİR DEREDE

Safiye Abla: Alooo? Zeynep… Kızım?

Ben: Merhaba Safiye Abla, nasılsın?

Safiye Abla: Kızııım? Yok yani yok, olmadı, yine olmadı…

Ben: Ne olmadı Safiye Abla?

Safiye Abla: Numan, olmadı diyorum, bak konuşamıyorum kızlan. Bozuk vallahi bozuk bu telefon…

Ben: Safiye Abla, duyuyorum ben seni, buradayım!

(Bir çıtırtı, bir patırtı, bir hışırdama…)

Safiye Abla: (Safiye Abla’nın sesi uzaktan duyulur) Hah bak gördün mü yaptığını? Ne çekiştirip duruyosun annamadım ki yani? Sanki telefona baksan annican neresi bozuk! Hay allah bırak Numan bırak… Hadi sen git. Bi düşürmediğin kalmıştı telefonu o da oldu çok şükür… Kızııım? Zeynep…

Ben: Buradayım Safiye Abla!

Safiye Abla: Hah, oldu oldu bu sefer… Kızım bu Numan beni deli edicek. Annasa bari telefondan. Şeyi var telefonun, temassızlık şeediyo. Halil son gelişinde bana kulaklık getirdiydi, “Anne bak bununlan konuşalım, zararlı telefonu kulağında tutman,” dedi yavrum. Ah kınalı kuzum annesini düşünüyo taaaa oralardan. Neyse, o kulaklık işte şeediyo, teması bozuk. Numan Abi’ne “Götürüp gösterelim,” dedim, “Yok ben halletçem” diyo… Allaaam çıldırtır yani. “Ben kurcalama,” derim o telefonun orasını burasını açar bakar, “Bak hiç konuşamicaz Halil’len bu gidişle” derim, alıp kurcalar. Bak şimdi senlen de şeetmeye çalışırken sen elimden al telefonu, düşür… Kızım orada mısın?

Ben: Buradayım Safiye Abla, seni dinliyordum…

Safiye Abla: Haaa, yine şeetti zannettim, gitti gibi yani…

Ben: Yok yok buradayım… Eee nasılsınız Safiye Abla, ne var ne yok?

Safiye Abla: Kızım n’olsun işte, iş güç. Bak şey için aradım seni ben… Şindi son hikayeyi de şeettim, okudum da… Aklıma geldi, bizim Halime var ya…

Ben: Halime?

Safiye Abla: Amaan var ya, arka komşum, Halime Ablan?

Ben: ???

Safiye Abla: Aaaay her geldiğinde seni soruyo, çok sever seni…

Ben: (???!!) İsmen hatırladım da, suratını çıkaramadım…

Safiye Abla: Aaaa nasıl hatırlamazsın? Bööle küçükken bi seferinde sen bendeyken beraber çaya gittiydik ona, hatırladın mı? Hani 3-4 yaşındayken…

Ben: (Zeynep bir süre sessiz kalır, bir kaçış yolu arar…) Geçmiş zaman Safiye Abla, şimdi tam olarak… Yani böyle… Hatırlayacağım gibi ama…

Safiye Abla: Kızım aşkolsun yani… İnsanlar senin kitabını okusun, seni takip etsin, sonra sen onları hatırlama… Neyse, bak bi geldiğinde şeederiz yani, olmaz öyle… İşte Halime’ylen geçen gün otururken annattıydı, Şakir bööle büttün gün oturup camdan dışarıyı izliyomuş…

Ben: (Zeynep Şakir’in kim olduğunu bilmese de çekine çekine konuya adapte olmaya çalışır) Hay allah, neden öyle yapıyormuş Şakir acaba?

Safiye Abla: (Safiye Abla, insan ilişkilerinde o kadar da saf değildir, şıppadanaktan Zeynep’in sesinden durumu anlar) Oooof kızım, sen de dünyadan bi haber yani… Hatırlamadın mı sen Şakir’i bakiim?

Ben: (Zeynep yakalanmıştır) Yani suratı gözümün önüne gelir gibi de…

Safiye Abla: Yok kızım yok, bu böyle olmaz. Bak bir sonraki gelişinde yani, halledelim bu işi, bi dolaştıriyim seni… Olucak şey değil, Şakir diyorum Şakir! Hani bi sefer sen yine bööle küçükken parkta bisikletine binmek istediydi de sen önce çekinip vermediydin, sonra izin verdindi, beraber oynadıydınız… Neyse… Şakir’e de doktor, şikizofren var demiş. Tabi Halime bana gelince iki gözü iki çeşme…

Ben: Yaaa üzüldüm, zor tabii Safiye Abla, çok zor…

Safiye Abla: Zor ki ne zor… Bak ben şey dicektim… Şindi senin o “İki Arada Bir Derede” hikayende o çocuk var ya… O da aynı Şakir! Halime Ablan da okumuş da, sana şeetmemi istedi… Soriim dedim, şindi Şakir’e hangi ilaç iyi gelir?

Ben: Nasıl? Doktor ilaç vermemiş mi?

Safiye Abla: Kızım vermiş vermiş de… Şindi sen belki madem bu konuyu şeettin, inceledin, daha iyi bi ilaç biliyosundur diye…

Ben: Aman Safiye Abla, ben doktor muyum ilaç tavsiye edeceğim?

Safiye Abla: Kızım ööle deme, o kadar okumuş, araştırmışsın yani… Vardır bööle duyduğun ilaç adı felan…

Ben: Safiye Abla, yapmayın öyle şeyler, “ilaç duydum, iyiymiş”le şizofreni hastasına ilaç verilmez. Bu çok ciddi bir hastalık. Soğuk algınlığı değil ki… Bak kim ne derse desin doktorun söylediğinden aman…

Safiye Abla: (Zeynep’in sözünü keser) Hııı hııı… Tamam tamam da kızım peki bildiğin doktor felan da mı yok senin?

Ben: Safiye Abla, ben nereden bileyim de sana doktor tavsiye edeyim. Ben hastalığı araştırdım. Hangi doktor iyidir hangisi kötüdür bilmem…

Safiye Abla: Aman kızım, ne biçim araştırma bu?

Ben: ???

Safiye Abla: Yani insan araştırırken bööle yarım yamalak mı araştırır?

Ben: Safiye Abla, tabii hastalıkları yazarken enine boyuna araştırıyorum da hangi ilaç en iyisidir, hangi doktor en iyisidir bu değil benim ilgimi çeken… Benim ilgimi çeken hastalığın semptomları, insan psikolojisi üzerindeki etkisi…

(Zeynep araştırma sürecini ve öğrendiklerini nasıl yazıya aktardığını uzun uzadıya açıklar.)

Safiye Abla: (Sıkıntıyla Zeynep’in sözünü keser) Kızım ben bilmem! Olmaz ööle… Bi dahakine daha iyi çalış, bak bi ilaç adı söölicen, o bile yok yani…

Ben: ??!!!

Safiye Abla: Neyse hadi, şu ilaç adını öğrenince ara da ben de Halime’ye şeediyim… Bi dahaki geldiğine de beraber Halime’lere gideriz, olmaz yani, seni o kadar seviyolar, her seferinde soruyolar… Tamam mı? Hadi hadi iyi günler, sağlıcaklan… (Her zamanki gibi Zeynep’in cevap vermesine gerek kalmamıştır, görüşme Safiye Abla için çoktan bitmiştir. Yine de kapanmayan telefonun öbür ucundan sesler gelmeye devam eder) Numaaan, hadi kalk şu telefonu göstermeye gidelim, bak şindi de şeetmiyo, basıyorum basıyorum kapanmıyor…

HENÜZ OKUMADIYSANIZ: DOĞANIN SESİ

Yorumunuzu aşağıdaki boşluğa bırakabilirsiniz!