VAATLER DENİZİ

Avustralya’daki o küçük feribota binmeden önce bize, yunuslar vaat edildi. Ve foklar. Ve balinalar. Hem de öyle bir vaat edildi ki, Melbourne Körfezi’ni bir saatte geçecek bu yolculukta, denizlerin harikaları kalbimize dokunacaktı. Doğayla ellerimiz kucaklaşacaktı. Hayranlıktan ağzımız açık kalacaktı. Bu vaadin şevkiyle feribot hareket ederken hızla kahvemizi içip güverteye çıktık. Güvertede rüzgârı göğüsleyerek, bazen yakın … Devamını oku

MESAFESİZ SOHBETLER

Yeni Zelanda’da, küçük bir şehirde, kalabalık bir kafedeki masada tek başımayım. Son birkaç gündür eşimle beraber her sabah bu kafeye geliyoruz ve ben her sabah bu kafedeki insanları izliyorum. Kültürlerini merak ediyorum ve hayatlarını. Yaşam şekillerini. Günlük ritimlerini. Her öğrendiğimle sanki Yeni Zelandalıları hakkında önümde, yeni bir sayfa açılıyor. Sanki gördüğüm şehirlere ve kasabalara daha … Devamını oku

KELİMELER ANLAMLARINI YİTİRİYORLAR CANIM

Kelimeler anlamlarını yitiriyorlar canım, her gün, katmer katmer. Ravel’in Bolero’sundaki orkestra crescendosu’nun tersine bir gidişatla, güçleneceğine zaman içinde silikleşip, sonunda birbirlerinden kopmuş iki ayrı kavrama dönüşerek; bir yanda günlük hayatta kullandığımız harfler silsilesi, öbüründe havada süzülen anlamlar denizi. Bunda bir suçlu aramak yanlış canım. Teknolojiyle hızlanan modern hayatta asıl değişen, muhtemelen önem verdiklerimiz. Bunu geçen … Devamını oku

EMEĞİN ÇUKUROVASI

Asfalttaki çukurlarla seken minibüste 15 kişiyiz. Camlar açık, dışarısı kavurucu, rüzgâr sıcak. Yolun böldüğü iki yanda tarlalar, tarlalarda başaklar, pamuk fideleri, yeni baş vermiş ayçiçekleri… Virajlarla salınıyoruz; Adana arkamızda, önümüzde tepeler ve onların ardında yaşanacaklar. Köylerden geçiyoruz, kırık dökük çardaklı bahçelerden, güneşin soldurduğu brandalı mahalle bakkallarından, boyası yer yer dökülmüş bir köy okulundan, tarihin parçası … Devamını oku

İKİ KADIN

Bir otel restoranında, akşam yemeğindeyim. Masada benimle beraber eşim, İngiliz bir hukukçu, İsveçli bir CEO, İtalyan bir ithalatçı ve Yunan bir işkadını var. Son altı gündür bu grupla beraberiz; bizi buluşturan neden ise manzara fotoğrafçılığı. Her fotoğraf kursunda olduğu gibi bu grupla da sadece fotoğraftan ve fotoğrafçılıktan değil, siyasetten kültür-sanata, aile hayatından günlük yaşama birçok … Devamını oku

BUZDAKİ YAZI

Karda, beyaz bir çölün ortasında, grubun en arkasında ilerliyorum. Yürüyüşümüz yarım saate yakın sürecek; grup lideri böyle söyledi, biz de peşinde tek sıra, buzula doğru yol alıyoruz. Tepemizde, gökten pul pul dökülen kar taneleri. Ben, biraz grubu toparlayıp kollayan kişi olduğumdan biraz da güvende olma hissini yaşarken kardaki yalnızlığı hissetmek istediğimden, grubun arkasındayım. Karda bir … Devamını oku

DÜNYAMIN KOKUSU

Normalde işim gereği yılın altı ayını seyahat ederek geçirdiğimden, yıllardır bu kadar uzun süre evde kalmamıştım. Ama insan zihni ve hayal gücü fiziken bir yere sabitlenmişken bile o kadar geniş ve derin ki, hiç beklemediğimiz anlarda bizi olduğumuz yerden alıp kilometrelerce öteye götürme kudretinde. Bunu, geçen gün bir kez daha anladım. Okuduğum metinde buzullardan bahsedilen … Devamını oku