VAATLER DENİZİ

Avustralya’daki o küçük feribota binmeden önce bize, yunuslar vaat edildi. Ve foklar. Ve balinalar. Hem de öyle bir vaat edildi ki, Melbourne Körfezi’ni bir saatte geçecek bu yolculukta, denizlerin harikaları kalbimize dokunacaktı. Doğayla ellerimiz kucaklaşacaktı. Hayranlıktan ağzımız açık kalacaktı. Bu vaadin şevkiyle feribot hareket ederken hızla kahvemizi içip güverteye çıktık. Güvertede rüzgârı göğüsleyerek, bazen yakın … Devamını oku

KELİMELER ANLAMLARINI YİTİRİYORLAR CANIM

Kelimeler anlamlarını yitiriyorlar canım, her gün, katmer katmer. Ravel’in Bolero’sundaki orkestra crescendosu’nun tersine bir gidişatla, güçleneceğine zaman içinde silikleşip, sonunda birbirlerinden kopmuş iki ayrı kavrama dönüşerek; bir yanda günlük hayatta kullandığımız harfler silsilesi, öbüründe havada süzülen anlamlar denizi. Bunda bir suçlu aramak yanlış canım. Teknolojiyle hızlanan modern hayatta asıl değişen, muhtemelen önem verdiklerimiz. Bunu geçen … Devamını oku

BUZDAKİ YAZI

Karda, beyaz bir çölün ortasında, grubun en arkasında ilerliyorum. Yürüyüşümüz yarım saate yakın sürecek; grup lideri böyle söyledi, biz de peşinde tek sıra, buzula doğru yol alıyoruz. Tepemizde, gökten pul pul dökülen kar taneleri. Ben, biraz grubu toparlayıp kollayan kişi olduğumdan biraz da güvende olma hissini yaşarken kardaki yalnızlığı hissetmek istediğimden, grubun arkasındayım. Karda bir … Devamını oku

BİLGİNİN ÖRÜLEMEYEN AĞLARI

“Şimdi ipi şuradan şöyle geçirdik mi, çabuk bir hareketle de öbür tarafa attık mı…” Şişler etraflarına dolanan iplerle bir bu yana bir diğer yana hızla hareket ederlerken, gözlerim şaşı olmuş ekrandaki kadının ellerini takip etmeye çalışıyordum. Videodaki kadın çok hamarattı. Çok hünerliydi. Ben biçare ise, onun yaptıklarını takip etmeye çalışan bir acemiydim. Bana “Her zamanki … Devamını oku

DÜNYAMIN KOKUSU

Normalde işim gereği yılın altı ayını seyahat ederek geçirdiğimden, yıllardır bu kadar uzun süre evde kalmamıştım. Ama insan zihni ve hayal gücü fiziken bir yere sabitlenmişken bile o kadar geniş ve derin ki, hiç beklemediğimiz anlarda bizi olduğumuz yerden alıp kilometrelerce öteye götürme kudretinde. Bunu, geçen gün bir kez daha anladım. Okuduğum metinde buzullardan bahsedilen … Devamını oku

ARALIKTAN BAKMAK

İnsan, yıl sonralarına doğru geriye dönüp bakmaya meraklı. Geçenlerde ben de KELİMELER GİRDABI yazımı paylaşmamın ardından dönüp baktım da Blog yazılarımı yazmaya başlayalı dört seneden fazla geçmiş. O günden bugüne, bu sitede bazısı uzun bazısı kısa, kimisi Dünya’nın çeşitli uçlarında kimisiyse evimin sınırları içinde 82 yazı yazmışım.  Bu yazılarımda bana ilhamı, bazen kadınlar vermiş. İzlanda’da … Devamını oku

DÜNYA İÇİNDE DÜNYA

Çocukken, annemin hala çalıştığı ve okula henüz başlamadığım yıllarda, gündüzleri bana arka sokakta oturan ciciannem bakardı. Ne güzel, ahenkli adı vardı ciciannemin: Muhsine… Karakteri de adı gibi günümüzde bulunmayan inci tanelerindendi, gülüşü içten ve utangaçtı. Çocukluğun o uzun günlerinde ciciannemin evinde zaman, benim hiç kaçırmadığım Susam Sokağı’yla ciciannemin hiç kaçırmadığı Yalan Rüzgârı arasında geçmek bilmezdi. … Devamını oku

ÇALAR SAAT

Bundan iki ay öncesindeyim, İskoçya’nın küçücük bir kasabasındayım. Çamaşırhanede çamaşır makinesine kıyafetleri koyup başlat düğmesine basıyorum. Çamaşır makinesinin üstündeki kısa ve öz açıklamayı görüyorum: 40 dakika. Telefonumu çıkartıp çalar saati kuruyorum, çıkıp yolun karşısındaki kafeye gidiyorum. Elimde bitki çayı ve fincanla oturmak için cama yakın, ferah, aydınlık bir masa buluyorum. Ali Smith’in “Sonbahar” kitabını çıkartıp okumaya başlıyorum. Kitap harika. Beni alıp … Devamını oku

MASALSI

“Bir İngiliz, bir Hollandalı, bir Kuveytli, bir İtalyan ve bir Türk, İskoçya’da aynı masaya oturmuşlar…” Bu bir fıkra ya da masal başlangıcı olabilirdi. Değil. Bu benim, sıradan bir günüm.  Farklı dilleri, dinleri, sosyoekonomik geçmişleri, kültürleri, alışkanlıkları paylaşan bunun gibi insanlarla, genellikle bir hafta boyunca, Dünya’nın farklı köşelerinde beraber dolaşıyorum. Tabii bu durum, arada bir başımı … Devamını oku

KARLAR KRALİÇESİ

Gözlerimizi karanlıkta açıyoruz. Aslında sadece o sabah değil son üç aydır her sabah gözlerimizi karanlıkta açıyoruz; alışkanlık haline gelmiş hareketlerle hazırlanıyoruz, odadan çıkıyoruz. O sabah yanımdaki eşimle odadan otelin kapısına kadar uzanan koridoru boydan boya geçerken ve kafamın alacakaranlığında mahmurlukla dolaşmaya devam ederken, aslında otellerin birbirlerine ne kadar da benzediğini düşünüyorum. Odaların büyüklüğü ve şekli … Devamını oku