KARANLIK DEHLİZLERDE BİZANS OYUNLARI

İnsan beyni inanılmaz. Gücü idrakimin ötesinde. Ve her gün, beni yeniden şaşırtmaya devam ediyor. Geçen gece rüyamda bir otelde, bir grup tanıdık tanımadık insanla beraberdim. Konuşmalar ilerledikçe ve sahneye yeni karakterler girdikçe hava politikleşiyordu ve aniden rüyadaki tüm oyuncular bir şefin batonunu takip edermişçesine, çok iyi bildikleri bir şarkıyı söylemeye başlıyorlardı. İşin ilginci, rüyamda şarkıyı … Devamını oku

YÜZE YAZI

Neden yazıyorum? Hangi içgüdü, içimdekileri içimde tutmamı engelleyip, beni yazmaya itiyor?  Bu soruları bana sorduran, bu sitedeki yüzüncü yazıyı aşmış olmam. 2016 yılından beri bazen iki arada bir derede bazen havaalanı ve uçakta geçmek bilmez saatlerde bazense evde, otelde, sokakta, deniz kıyısında ve bilumum yerde yazdığım yüz yazı…  George Orwell “İnsan neden yazar?” sorusunu, kurgu … Devamını oku

BİLİNÇ İLE RÜYA ARASINDA

Bilinç ile rüya arasında, uykunun derinliklerine dalmadan hemen önce benliği yavaş yavaş kaplayan o ağırlıkta, en güzel öyküleri yazıyorum. Kurgu müthiş, karakterler ilginç. Bazen de kurgu yerine denemenin çevik yazısına dalıyorum. Sular seller gibi akan kurgu dışı metinler yazıyorum. Hatta arada sırada kafamda birikmiş eleştiri yazıları, tam o geçiş anında bütünlüğüne kavuşuyor; kendi kendime işi … Devamını oku

İKİ KADIN

Bir otel restoranında, akşam yemeğindeyim. Masada benimle beraber eşim, İngiliz bir hukukçu, İsveçli bir CEO, İtalyan bir ithalatçı ve Yunan bir işkadını var. Son altı gündür bu grupla beraberiz; bizi buluşturan neden ise manzara fotoğrafçılığı. Her fotoğraf kursunda olduğu gibi bu grupla da sadece fotoğraftan ve fotoğrafçılıktan değil, siyasetten kültür-sanata, aile hayatından günlük yaşama birçok … Devamını oku

BUZDAKİ YAZI

Karda, beyaz bir çölün ortasında, grubun en arkasında ilerliyorum. Yürüyüşümüz yarım saate yakın sürecek; grup lideri böyle söyledi, biz de peşinde tek sıra, buzula doğru yol alıyoruz. Tepemizde, gökten pul pul dökülen kar taneleri. Ben, biraz grubu toparlayıp kollayan kişi olduğumdan biraz da güvende olma hissini yaşarken kardaki yalnızlığı hissetmek istediğimden, grubun arkasındayım. Karda bir … Devamını oku

“BAŞTAN” BAŞLAMAK

Bazı haberler var hem beklenmedik kapıyı çalan hem de dört gözle beklenen. Bir karanlığı kısa süreliğine ışıkla dolduran, bir kıvılcım çakışı haberler; insanın önünü bir anlığına aydınlatan ve nereye gittiğini görmesini sağlayan haberler. Ben de geçen gün böyle bir haberi almanın heyecanını yaşadım: “Baştan” adlı öykümün, bu sene ilki düzenlenen Çukurova Öykü Ödülü’nde birinci seçildiğini … Devamını oku

KULVARDAN ÇIKMAK

Genç yazarlara en sık verilen öğütlerden bazıları yazmak istedikleri türde kitaplar okumaları, o alanda çok satılanları incelemeleri ve hedef okur kitlesini analiz etmeleri. Kısacası onlardan hülyalarda dolaşan yazar düşlerinden uyanıp, hedef odaklı çalışmaları bekleniyor. Bir ürün yaratmaları ve pazarlamaları isteniyor. Bir bakıma değişen dünyanın şartlarına ayak uydurmaları şart koşuluyor. Ben de ister istemez en çok … Devamını oku

ÇÖZÜLEN DÜĞÜMLER – ATILAN İLMEKLER

Kışın gelişiyle bahçe işleri konusunda üstüme bir rehavet ve üşengeçlik çöktü. Hani insan başlarsa arkasının kolaylıkla ve çalışma isteğiyle geleceğini bilse de bir işe uzun süre başlayamaz ve işi iteledikçe iteler ya… İşte öyle bir tembellik. Yine de meteoroloji merkezinden gelen haberle karın yaklaştığını anlayınca, kolları sıvadım; soğuk ama güneşli günün sabahını bahçede çalışarak geçirmeye … Devamını oku

ARALIKTAN BAKMAK

İnsan, yıl sonralarına doğru geriye dönüp bakmaya meraklı. Geçenlerde ben de KELİMELER GİRDABI yazımı paylaşmamın ardından dönüp baktım da Blog yazılarımı yazmaya başlayalı dört seneden fazla geçmiş. O günden bugüne, bu sitede bazısı uzun bazısı kısa, kimisi Dünya’nın çeşitli uçlarında kimisiyse evimin sınırları içinde 82 yazı yazmışım.  Bu yazılarımda bana ilhamı, bazen kadınlar vermiş. İzlanda’da … Devamını oku

KELİMELER GİRDABI

Üç beş kelimeye sıkışıp kalmış insanlar. Sosyal medyada hep aynı ünlemlerle aynı tepkileri verip duran ağızlar. Aynı yerde kürek çeken, heyecanlarını, mutluluklarını ve üzüntülerini aynı tekdüzelikle yaşamak zorunda bırakılmış kürek mahkumları gibi, aynı kelimelerde dönüp duran bizler. Kendi dillerine, dilleri dönmeyenler. Türkçede bir “Muhteşem” var demir attığımız, “Aynen” var onaylamak için bolca kullandığımız… Bunlar aklıma sadece … Devamını oku