“BULUNAN VE KAYBOLAN” KARNAVAL DERGİ’DE!

Ursula K. Le Guin’in yeri, benim için çok başka. Onunla, yıllar önce “Karanlığın Sol Eli” kitabıyla tanıştım. Ve sonrasında bir dürtü, beni sürekli onun kitaplarına ve sesine dönmeye itti. Le Guin o günden bugüne bana “Yerdeniz” serisiyle, novellalarıyla ya da “Sözcükler Bütün Derdim”, “Dünya’nın Ucunda Dans”, “Dümeni Yaratıcılığa Kırmak”, “Kaybedilecek Zaman Yok” gibi kurgu dışı … Devamını oku

TIM WINTON’IN MOZAİĞİ KARNAVAL DERGİ’DE!

Tim Winton okumaktan büyük zevk aldığım, karakterleri ve mekanları ustalıkla yaratan, beni bilmediğim bir kıta ve insanlarıyla Avustralya’ya gitmemden yıllar önce tanıştırmış bir yazar. Bu nedenle onun edebiyatı hakkında yazmak için kitaplarını yeniden açmak, onunla yapılmış röportajları okumak ve Avustralya’da yaşadıklarıma dönüp bakmak, çok keyifli bir tecrübe oldu. “Yerkürenin bize göre öbür ucunda, kıtalar ve … Devamını oku

“MODERN DÜNYANIN YÜZLERİ” KARNAVAL DERGİ’DE

Bazı yazılar insanın kalbine çok yakın, günlük yaşamıyla çok iç içe. 8 Mart için yazdığım ve geçen hafta Karnaval Dergi’de yayımlanan yazım da benim için işte öyle.  “Sürekli bir mücadele içindesin, sürekli bir sesini duyurma çabası. İlk kez bakışların üstüne çevrildiği o günden beri. Kadınsın, ülkendeki hemen hemen her kadının yaşadığı sorunlarla karşı karşıyasın. Evinin … Devamını oku

KARANLIK DEHLİZLERDE BİZANS OYUNLARI

İnsan beyni inanılmaz. Gücü idrakimin ötesinde. Ve her gün, beni yeniden şaşırtmaya devam ediyor. Geçen gece rüyamda bir otelde, bir grup tanıdık tanımadık insanla beraberdim. Konuşmalar ilerledikçe ve sahneye yeni karakterler girdikçe hava politikleşiyordu ve aniden rüyadaki tüm oyuncular bir şefin batonunu takip edermişçesine, çok iyi bildikleri bir şarkıyı söylemeye başlıyorlardı. İşin ilginci, rüyamda şarkıyı … Devamını oku

“İÇİMİZDEKİ HÜLYA” İSHAK EDEBİYAT’TA

Hayatın karmaşası ve karamsarlığı içinde, sanata, edebiyata, müziğe dair girişimlere şahit olmak, heyecan verici. Bize nefes aldıran, bir anlığına da olsa zihnimizi keşmekeşten kurtaran, bizi sanata daldıran atılımlar… İshak Edebiyat, işte bunlardan biri. “Roman öldü mü?”, “Artık eski şairlerimiz mi kaldı?”, “Ülkemizde eleştiri ne gezer?” gibi bizi kısır döngüye sokan ve vakit kaybettiren sorular edebiyat … Devamını oku

YÜZE YAZI

Neden yazıyorum? Hangi içgüdü, içimdekileri içimde tutmamı engelleyip, beni yazmaya itiyor?  Bu soruları bana sorduran, bu sitedeki yüzüncü yazıyı aşmış olmam. 2016 yılından beri bazen iki arada bir derede bazen havaalanı ve uçakta geçmek bilmez saatlerde bazense evde, otelde, sokakta, deniz kıyısında ve bilumum yerde yazdığım yüz yazı…  George Orwell “İnsan neden yazar?” sorusunu, kurgu … Devamını oku

AYDINLANAN GECE – “VİCDAN” VARLIK’TA

Geçen gün sabahın beşinde, Ölüm Vadisi’nin ortasında bir yerlerde, güneşin doğuşunu fotoğraflamaya giderken düşündüm; şu yazarlık denen mesele, karanlıkta yola çıkmak gibi. Yalnız arabanın farlarıyla aydınlanan, iki yanı siyah bir örtüyle kaplı, bilinmeze giden bir yol.  Bu yolda ara ara insan, gökte beliren bir yıldıza rastlıyor; ışığı zar zor seçilen, yanıp sönerken renk değiştiren ama … Devamını oku

VAATLER DENİZİ

Avustralya’daki o küçük feribota binmeden önce bize, yunuslar vaat edildi. Ve foklar. Ve balinalar. Hem de öyle bir vaat edildi ki, Melbourne Körfezi’ni bir saatte geçecek bu yolculukta, denizlerin harikaları kalbimize dokunacaktı. Doğayla ellerimiz kucaklaşacaktı. Hayranlıktan ağzımız açık kalacaktı. Bu vaadin şevkiyle feribot hareket ederken hızla kahvemizi içip güverteye çıktık. Güvertede rüzgârı göğüsleyerek, bazen yakın … Devamını oku

ŞER SAATİ – KITALARI BİRLEŞTİREN MARQUEZ

G. G. Marquez’in Şer Saati’ni*, Avustralya ve Yeni Zelanda’ya yaptığımız seyahat sırasında okudum. Yolculuk için neden bu kitabı seçtiğimi bilemiyorum. İşin içinde, biraz kader vardı belki ya da sadece Marquez’e olan hayranlığım. Belki bir tesadüf, bir yolların kesişimi ya da içimde kaynayan bir his, o anda beni bu kitabı okumaya yönlendirmişti. Ya da Marquez’in anlattığı … Devamını oku

MESAFESİZ SOHBETLER

Yeni Zelanda’da, küçük bir şehirde, kalabalık bir kafedeki masada tek başımayım. Son birkaç gündür eşimle beraber her sabah bu kafeye geliyoruz ve ben her sabah bu kafedeki insanları izliyorum. Kültürlerini merak ediyorum ve hayatlarını. Yaşam şekillerini. Günlük ritimlerini. Her öğrendiğimle sanki Yeni Zelandalıları hakkında önümde, yeni bir sayfa açılıyor. Sanki gördüğüm şehirlere ve kasabalara daha … Devamını oku